YENİ ADRESİM

2010-08-07 16:50:00

              Negatife yüklediğim fotoğraflar gidince içimdeki blogger aşkı köreldi biraz. Epeyce bir süre amaçsız amaçsız nette dolaştım. Şimdilerde blogspotta da bir iki yazı yayınladım. Burayı tamamen kapatmıyorum. Belki ara ara burada da yazarım. Yazmasam bile mutlaka arkadaşların bloglarına girer çıkar, arada bir selam bırakırım. Sizleri de diğer adresime bekliyorum: www.nurtenbegendi.blogspot.com Devamı

KÖK BOYALI BAYAT KİLİMLERİ

2010-05-24 07:25:00

                  Ankara-Afyonkarahisar yolu üstünde, Afyonkarahisar'a 45 km kala, sağ tarafta sevimli bir ilçe Bayat. Kök boyalı kilimleri ile ünlü. Yurt dışına da ihraçları var karınca kararınca. Hatta isimlerini duyurmak için karayolu üstüne bir satış mağazası açmışlar. Önümüz yaz, lütfen tatile giderken deli gibi hızla akıp geçmeyin denize doğru. Direksyonu saklı güzelliklere çevirin birazcık. Sizler de kendi bildiklerinizi anlatın, biz de oralara uğrayalım.             Kardeşim ve gelinimize Ankara'ya giderken küçük bir hediye götürmek istedim. Eşim bu kilimlerden örnek olarak getirdi. Sizler için görüntüledim. Ben en son fotoğraftakini götürdüm. Ayrıca eniştesi, çok sevdiği Gülcesine aşağıdaki minik heybeyi aldı. Oyuncak bebeklerini koysun içine diye:)             Fotoğraflar gece telefonla çekildi. Şu fotoğraf makinasına alışamadım gitti. Telefon pek bir pratik ama renkler ancak bu kadar çıkıyor. Bunu da iş işten geçtikten sonra fark ediyorum maalesef.          Bizim Ankara'ya götürdüğümüz kilim ise aşağıdakiydi:            Tahmin edebileceğiniz gibi renkler muhteşem. Fotoğraflarda ancak bu kadar çıkmış. Biz daha önce de bu kilim atölyesini gezmiştik. Çok güzel bir yer. İnsan burayı gezerken kendini, teknoloji çağında farklı duygular içinde, mutlu hissediyor. Otantik, insani,... Devamı

BİTMEYEN BAHTANİYE

2010-05-23 12:21:00

         Bir heves başlayıp bir türlü bitiremediğim bahtaniyem, neredeyse bütün kışı oturma odasında bizimle geçirdi. Eklene eklene büyüyen bir iş olduğu ve araya başka işler girdiğinden tamamlanamadığı için sürekli ortalıkta durdu. Üçlü koltuğun üstüne eklemelerini yaptıktan sonra dürüp koyuyorum. Sonra birkaç motif daha ekleyip dürüp tekrar koltuğun tepesine koyuyorum falan.         Aslında yatak örtüsü kadar büyük oldu. Hatta ikiye katlandığında tek kişilik bahtaniye büyüklüğüne geldi. Bu yüzden, haftasonları tv karşısında uyuklarken gece serinliğinde üstümüze çektik kaç kere. Yani bahtaniye bitmese de biz kullanmaya başladık:)) Şimdilik son sırasındayım galiba. Son kısmı minik motifler ekleyerek renkli renkli bitirmeyi düşünüyorum. İş bitince sizlere motifleri ekleme şeklini göstereceğim. Hatta daha anlaşılır olsun diye farklı renklerle örüp göstereceğim. Çünkü pek çok yerde gördüğüm eklemeden farklı bir tarz kullanmışım. Matematiği sağlam bir ekleme şekli oldu bu. Ama klasik eklemeler daha az kafa yorar. Bunu size daha sonra göstereceğim.   ... Devamı

ŞEHİTOĞLU KONAĞI

2010-05-16 21:10:00

              Şehitoğlu Konağı eski Afyonkarahisar mahallelerinde, eski iki evin birleştirilmesi ve restore edilmesiyle ortaya çıkmış. Kale eteklerinde, mahalle içinde. Çocukluğumdan hatırlıyorum, bu eski evler zaman zaman tamirat gördü, ama hiç restore edilmedi, edilemedi. Çünkü içlerinde oturanlar restorasyon için gerekli bütçeye hiç bir zaman sahip olamadı. Tıpkı yurdumuzun herhangi bir yerindeki eski mahallelerde olduğu gibi.          Kısa bir süre önce, bu eski evler yeniden keşfedildi.            Bir türlü nasip olmamıştı gidip görmek. Bu gün gittik, gezdik, büyük bir haz duyduk. Aslında babaannemiz istemeseydi belki de epey bir zaman daha gitmezdik. Bu sokakta 3 tane ev var. Şehitoğlu Konağı üstteki 2 evin birleşmesiyle oluşmuş. İşte bu sıradaki evlerin ikincisi, yani ortadaki ev, babaannemizin eviymiş. Burada doğmuş. İlk çocukluk yılları burada geçmiş. Ev satılmış sonra. Seneler sonra tekrar görmek istedi, biz de babaannemizin evine bir nevi toprak ziyaretinde bulunmuş olduk. Aşağıdaki fotoğrafta eşim annesiyle bu evin önünde. Bugün konağın otel kısmı burası. Restoran bölümü ise köşedeki sarı bina.                   Şimdi konaktan fotoğraflar yayınlamak istiyorum. Afyonkarahisar'a yolunuz düşerse mutlaka bu konaklara uğrayın. Hatta buralarda konaklayın. Hiç değilse yemek yiyin veya kahvaltı yapın. Kesinlikle memnun kalacaksınız. Aşağıdaki fotoğraflar evlerin eskiden çamaşır yıkanan bölümlerine ait. Bu eski evlerde mutfak da genellikle bu bölümde olurmuş. Yunan işgali sırası... Devamı

BAHTANİYE BİTMEK ÜZERE

2010-05-12 00:11:00

                      En son eşimin kazaklarını makinada yıkarken küçültmüş, küçülen kazakları kare formda kesip kenarlarını tığlamıştım. Güya zamandan kazanacaktım. Kazak parçalarının ilk sırasına tığ geçmek, samimiyim modele göbekten başlamaktan zor oldu.                  İlk sıraya battı çıktı yaptım. Asıl zor olanı buydu. Kumaş keçeleşmişti ve kalındı, tığ da ipler dolayısıyla kalın olunca zorlandım elbette. Sonra sevdiğim renklerle birkaç deneme yaptım. En sonunda çok renkli olmasın diye birkaç renkte karar kıldım. Tabi her zamanki gibi evdeki ipler falan yetmedi. Tanesi 2 TL ile 3 TL arasında dünyanın ipini aldım. Biraz pahalı bir çalışma oldu aslında. Olsun bir çeşit terapi benimki. Sağlıkta para aranmaz:) Kış başından beri vakit buldukça örüyorum. Birkaç güne kadar en son halinden fotoğraf çeker yayınlarım. Her ne kadar flaş kullansam da, profösyonel çekimler olmadığı için, gün ışığındaki gibi çıkmıyor. Bu yüzden gündüz çekim yapmak istiyorum, unutup ertesi güne bırakıyorum.               Böyle küçük parçalaı bir düzen içinde birleştirdim. Onların etrafını komple sıkiğne delikle kapladım. Tekrar motifleri birleştirdim kenarlara monteledim. Tüm bunları da ilk bakışta anlaşılmayan bir matematikle yaptım. Birleştirme yerlerini öyle bir ayarladım ki, sıkiğne delik formu asla bozulmadı. Bunu anlatabilmem mümkün değil. Belki fotoğrafta iyi çıkarsa, sadece, bu motifi yapıp birleştirmiş olanlar anlayabilir. Büt&uu... Devamı

ALIŞ VERİŞ ÇILGINLARI

2010-05-10 13:20:00

                 Haftasonu alışveriş yaptım. Plansız, programsız bir alışverişti. Öncelikle annelere hediye aldım. Sonra hazır çıkmışken kendime birşeyler denedim. Her yer kalabalık.  Bunalttı. Gariptir, ilk defa alışverişten bıktım. Yaşlanıyor muyum ne?            Evde acele bir işim yoksa kesinlikle yürümeyi tercih ediyorum. Yolda bir kermese uğrayıp zeytinyağlı yaprak sarma ve Afyon'un meşhur bükmelerinden aldım. Ayın kaçı olmuş, daha burda dergimi almamışım. Tansaş'a uğrayıp baktım, dergim yok. Akşam yemeği için ufak tefek şeyler aldım, dergi açlığımı Evim, National Geografik ve NTV Tarih alarak bastırmaya çalıştım. Çıkışta Başka dergi satan yerlere gitmek istemedim. Çünkü yorulmuştum. Evin ya tam tersi istikamete gitmem gerekiyordu burda dergisi alabilmek için, ya da ev hizasını epey geçip geri dönmem.  Her ikisi de psikolojik olarak rahatsız ediciydi. Şekerim de düşmüştü. Hemen eve gidip çay koyup deli gibi saldırdım bükmelere.             Sonra teyzem aradı. Bir rivayete göre pazarda çok güzel şeyler varmış. Tanıdıklar neler neler bulmuş. Sudan ucuzmuş... Ağır tahrik de olsa, pazara gitmedim. Ama haftaya cumartesi için sözleştik. Öğleden sonra gün de var. Zaten iyi şeyler sabah erken kapışılıyormuş, bu yüzden kargaların kahvaltı saatinde evden çıkmayı planlıyoruz. Bakalım, bulabilirsek birşeyler alırız.             Aklıma gelmişken, taaa geçen sene pazardan tanesini 2 YTL'ye aldığımız onca kumaştan sadece kuzenlere bir elbise bir de Amerikan kol kesimli bir bluz dikt... Devamı

TATSIZIM

2010-05-09 08:24:00

         Uzuuun zaman oldu bloğa el atmayalı. Sepette malzeme bitmedi ama dedim ya tatsızım. Açıkcası blogcunun yeni yönetim panelini sevemedim. Arkadaşlarımı görebilmek için ha bire tıklıyorum. Bendeki sabır "kimselerde yok" boyutundaydı ama yaş kemale erdikçe "çekemem" boyutuna indi, bir süre sonra usanıyorum.           Yine yönetim panelinde o dakikadan geriye doğru faaliyet raporu gibi blogcuya atılan resimler yazılar görünüyor. Daha eski yazıları göster dediğinde, sayfa alt alta uzayarak kendini tekrar ediyor. Üstelik asıl görmek istediğim el sanatları blogerlarının yazıları görünmeyebiliyor.          Üstüne bir de negatif çöktü galiba, resimlerimin tamamı gitmiş. Şimdi yazı var, resim yok ne olacak bunun hesabını kim verecek bilmiyorum. İç sesim "nerede bu devleeeett" diye haykırmak istiyor.         Blogspottaki bazı arkadaşlara yorum yazmak için bir de blogspot açtım. Blogcuya da kızgınım ya. Gel gör ki, googleda aratınca böyle bir sayfa gelmiyor.Kendi sayfama girmek için türlü cambazlık yapıyorum. İyi de bana kim nasıl gelir o zaman?          Akşam üzeri çok sevdiğim bir komşum sayfamı yenilememi istedi. Gülten "açıp hep aynı şeyi görüyorum" diyor. Eltim "pek birşey yenilemiyorsun galiba" diyor. Kızlar geliyorum. Flaş flaş flaşşş Aklımda da ne projeler var ama onlara zaman kalacak mı bilmem. Hadi kırdık şeytanın bacağını, görüşelim buralarda, byeeeee! ... Devamı

ANNELERİ RAHAT BIRAKIN LÜTFEN

2010-05-08 01:20:00

               Anneler Günü yaklaşıyor ya, vitrinler, reklamlar, broşürler, tvler çıldırmış vaziyette. Ya bi rahat bırakın. Ağız tadıyla anneler günü yaşayalım ve yaşatalım. Mal satmak için olmadık mallıkları yapıyor adamlar. Her sene anneler, babalar, sevgililer günlerinde, dini bayramlar ve yılbaşı öncesinde resmen satış ve pazarlama sektörü ne yapacağını şaşırmış, serseri mayın gibi davranıyor.                 Koptuğum reklam bir küçük beyaz eşya reklamıydı: Dış ses diyordu ki, sen büyürken çok kafa ütüledin, bırak şimdi de o ütülesin. Niye ki, zaten kadının ömrü günü ütü masasında ve temizlikte veya mutfakta geçmiyor mu? Bir de anneler gününde ütü mü hediye edeceksin? Abes! Ben de anneyim. Hediye almaya bayılıyorum. Ama sadece anneler gününde hediye almaya bayılmıyorum. Her gün aynı ayarda bayılabilirim, hediye alırsam:) Yine de bu günün, bu denli abartılmasına karşıyım. Doğum yapabildi diye bir kadına gün vermek tuhaf. Sonra da bu ülkenin hala daha sırtı sopalı karnı sıpalı kadınları var, unutuyoruz.               Sanırım reklamcılar, "özel günlerde ne bulsak satarız "diye düşünüyor. Sevgiliye lokma takımı, anneye stepne lastiği, akü, karbratör, yeni doğan bebeye wolker, babaya temizlik robotu, olmadı mutfak robotu daha da olmadı ütü satın da görelim:) Anneler gününde de olur olmaz bilimum şeyin reklamını yapıyorlar:) Hevesim kaçtı valla. Hiiiç hediye alasım da yok. Artık tek taş oluuuur, inci ollluurr, elmas oluuuur... hadi güm&... Devamı

ELTİMİN PAZAR KAHVALTISI ZİYAFETİ

2010-03-15 21:31:00
ELTİMİN PAZAR KAHVALTISI ZİYAFETİ |  görsel 1
ELTİMİN PAZAR KAHVALTISI ZİYAFETİ |  görsel 2

                      Kaybedip kaybedip bulduğum meşhur fotoğraflarım var ya, işte onlardan ikisi daha. Efendim, benim hamarat bir eltim var. Yemeklerine doyamazsınız. Geçenlerde çocuklarımızın hepsi şubat tatiline girip dizimizin dibine geldiklerinde, hep beraber pazar öğle yemeğinde pizza yiyelim dedik. Pizzaları ben yapacaktım. Ama eltimler ısrarla onlara gitmemizi istedi. Öğle yemeği için toplandık. Abimiz pide yaptırmış. Kıymalısı, kaşarlısı, pastırmalısı, sucuklusu... Birini yesen öbüründen yemesen olmuyor, azıcık tadayım desen kesmiyor. Nihayetinde hepimiz davul gibi olduk.           Kapanışı da eltimin demir tatlısı ile yaptık. Bu yazının da asıl sebebi budur. Demirden 7-8 cm çapında yuvarlak şekilli bir döküm yaptırmışlar. Akıtma hamurundan biraz daha ince akıcı bir hamura batırıp çıkartmış bu demiri ve kızgın yağa daldırarak pişirmiş. Daha sonra da şerbet dökmüş. Muhteşem bir tattı. İyi ki, bizde pizza yememişiz de bu ziyafete çökmüşüz diyorum . Elticiğim ellerine sağlık. Allah tekrarını nasip etsin. Amin! Devamı

BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?

2010-03-18 12:14:00
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 1
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 2
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 3
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 4
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 5
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 6
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 7
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 8
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 9
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 10
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 11
BİLEKLİKLER KİME GİDECEK?  |  görsel 12

                           Meğer janjanlı adının "DIY" olduğunu bilmeden ben zaten yapıyormuşum. Bunu geçen günlerde yaptığım bileklikleri bloğa eklemeyi düşününce fark ettim .             Eski tansyon aletimiz hepten bozulunca, eşim yenisini getirdi. Aletin kutusunda ince bir köpük vardı koruyucu olarak. Bu dikdörtgen süngerimsi köpüğü uzunlamasına 3 parçaya böldüm. Önce iki ucunu bantla birleştirip kaplamayı düşündüm ama bileğe girerken zorlar, bozulur, emek boşa gider diye vaz geçtim.             Etraflarını evde bulunan kadifemsi siyah bir parça kumaşla kapladım. Üzerlerini yine evde bulunan boncuklarla aklıma estiği gibi işledim. Evdeki boncuklar sadece 1 bileklik için yetti. Diğer iki tanesi için hastanenin yanındaki ipçiye uğradım. Oradan paraya kıyıp "2 TL"  vererek, bir paket gümüş rengi boncuk aldım. Bilekliklerin iki ucunu dikiş malzemelerimin içinden aşırdığım agraflarla birleştirdim.             Yakında bir kermes varmış. Oraya vermeyi düşünüyorum. Yine aynı kermes için bir de şal örüyorum. Bakalım birileri beğenip alacak mı, çok merak ediyorum. Sanki başım göğe erecek de... ... Devamı