Hakkımda
|
|
her türlü elişini seviyorum
|
Bağlantılarım
|
|
|
Zıyaretcılerım
|
|
Bannerim
|
|
Dossıteler
|
GÜLE GÜLE
|
|
|
DİKİŞ BLOKLARI
Bir önceki yazımda resimlerim geri geldi demiştim. Sadece klasörler gelmiş geri . İÇLERİ BOŞ, BOMBOOOŞŞŞ! Aslında ben bu fotoğrafları yüklerken görmüştüm. Birkaç tanesini açıp sevinip de o yazıyı yazmıştım. Amaaan neyse. Adam ölümü mü? Bir şevke gelip tekrar kurcalayasım da yok değil ama, sıkılıp yarıda bırakırım diye korkuyorum. Daha beter olursa, iyice soğurum . Peki boş mu duruyorum, hayıııırrr. Anneme bir şal ördüm . Tam bittiği günlerde, bir arkadaşa gitmemiz gerekti. Ben de biten şalı arkadaşıma hediye götürdüm . Sıradan tabak çanak götürmek istemedim. Benim dolaplarım kullanmayacağım cam, porselen, borcam vb. sıradan züccaciyeyle dolmuştu bir zaman. Daha özel, nitelikli, hatırda kalıcı birşey olsun istedim. Nasıl olsa model kolay, bir tane daha örerim diye düşündüm. Nitekim önceki şalın kalan ipiyle, geçen hafta BKM Mutfak'ın tvdeki programını izlerken epey yol aldım. Bu sefer de ip bitti. İş dönüşü hastanenin yanındaki ipçiden baktım, aynısı yoktu. Çarşıya gitmek lazım. Bugün alacağımı ümit ediyorum. Şimdi sıkı durun ; eşim aynı modelden bir tane de kendime örmemi istedi. Benim gibi istikrarsız birine söylenecek şey mi bu? Ama eşim istedi. Ne yapıp edip örmem lazım. Bari ipin rengini değiştireyim diyeceğim, -kendisine hayır diyemediğim- adam siyahı sevdi. Artık annemle aynı yere örtüp gitmemek için önceden haberleşmemiz lazım. Kendi öz annemle pişti olmak istemem . Biten şal arkadaşa gidince, yeni başladığım da henüz birşeye benzemediği için, şimdilik foto yok. Zaten elde avuçta pek bir fotoğraf kalmadı . Tek ümidim, o da şimdi aklıma geldi, fotoğraf makinası veya telefonun hafızasına da kaydetmiş olduğum görüntüler duruyor olabilir . Bu uzun girizgahtan sonra, asıl amacıma geleyim. Dün gece bloglar arası kontrolsüz bir uçuşa geçtim yine. Bu sefer dikiş diken hanımların sayfalarında kayboldum. Şimdi size de bir adres veriyorum, gidin bu hanıma, önce onu ziyaret edin. Sonra da bloğunun sağ tarafındaki adresleri teeeek tek tıklayın, gidin bir de onları gezin. Acele etmeyin, sindireeee sindire.... Hatta bu hanımın bloğunu sık kullanılanlarınıza ekleyin. Bir daha nereden bulacağız böyle toplu dökümü değil mi?
http://allisoncsewinggallery.blogspot.com
Gördünüz mü? Biraz da dedikodu , sanırım hazır hiç bir şey almıyor . Hanım, benim de ne kadar beğenip yapmak istediğim ama bir türlü vakit ve kumaş bulup yapamadığım model varsa hepsini dikmiş . Dergide mankenler poz vermek uğruna yamuk yumuk durdukları için modelin üstte duruşunu göremiyoruz. Ben bundan son derece şikayetçiyim. Bu tür dikiş bloglarını gezmemin bir amacı da, Amerika'yı yeniden keşfetmemek. Meraklısı dikmiş, üstüne de giyip göstermiş. Şöyle bir tartıyorum, manken de değiller ya, kiminin basen geniş, kimi kilolu, kiminin bacak boyu kısa, kimi göbekli, kiminin omuzlar dar... Bunda böyle durduysa bende muhtemelen şöyle durabilir diyorum ve dergide görüp iç geçirdiğim modele ya daha çok ısınıyorum, ya da aklımdan çıkarıp atıyorum. Dergide mankene yakışmış bir kesimin normal insan bedenindeki duruşu bazan hayal kırıklığı olabiliyor. Durduk yere niye kendi ruhumuzu incitelim değil mi? Modeli sıradan insan üstünde görmek daha anlamlı bence.Haydi kolay gelsin. Valla ben dün geceden sonra biraz gaza geldim, heveslendim, dikişim geldi. Gidip şu kumaşlarıma bir bakayım ... |
Tarih: , 24/10/2009 Kategori: dikis |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
RESİMLERİM GERİ GELDİ
Başlığı okuduysanız, resimlerimin gittiğini anlamışsınızdır. Bu sabah bilgisayarımı bir açtım, masa üstüm tertemiz olmuş. Epeydir açtığımda, "masa üstünüzde kullanılmayan programlar var, silinsin mi" gibi bir pencere açılıyordu, ben de kapatıp geçiyordum. Bazan "sana ne kardeşim benim kullanılmayan simgelerimden, gün olur kullanılır" diye de için için söyleniyordum. Galiba bir şekilde bu önermeyi okeylemişim. Oğlum biraz uğraştı, sonra kurs saati gelince "olmaz, formatlamak lazım" deyip bırakıp gitti. Bu arada kendime ait işlerin ve Gülce bızdığımın fotoğraflarını buldu sağolsun. Ama netten yüklediğim onca fotoğraf geri gelmiyordu. Az önce başlattan oraları buraları kurcukladım. Nasıl olsa olan olmuştu. Daha ne olabilirdi ki? Ama şansım yaver gitti ve resimlerimi buldum. Mutluyum . |
Tarih: , 17/10/2009 Kategori: hayattan |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KIRKYAMA BAHTANİYE
Geçen kış sonu eşimin yün kazaklarını küçülttüm. Her zaman kullandığım yün programını kullanmıştım. Eşimin çok sevdiği 3 yün kazakla beraber, bana ait çok sevdiğim kahverengi yün bir pantolonu da atmıştım makinaya. Artık pantolon %100 yün değilmiş demek ki, hepsi küçüldüler. Öyle ki, herhangi bir çocuğa bile olmazdı. Olmaz demiyeyim de; aba gibi durur, ne ısıtır, ne sarar, kalın olur. Ben de bu sene kazakları kesip etrafına hanım dilendi bey beğendi modeli uygulamak istedim. Belki bahtaniye olunca benim bey de beğenirdi, kim bilir? 
Önce kazakların düz kahverengi olanını kestim. Kare kare. Baktım az oldu, önü baklavalı kahverengi kazağı kestim. Başladım etrafını tığlamaya. İpler evde kalmış Himalaya iplerim. Tabi her zamanki tezimi yine ispatladım; evde kalan malzeme tek başına değerlenmiyor. Çünkü kalanların toplamı, yeni birşeye yetmiyor. Hem ipler aynı olsun, hem renkler ve dokular uysun istiyorsun. Bu durumda kalan iplerin devamını bulmak için, dükkan dükkan ellerinde kalan ipi toplamaya başlıyorsun. Hani en baştan alsan daha az stresli olur, değer mi bilmem. Bu herkesin yapabileceği birşey değil. Azıcık benim gibi ısrarcı olmak lazım. Ha benim ısrarım nereye kadar, yeni bir alternatif iş - artık dikiş mi olur, nakış mı olur, resim mi olur, ne olur bilmem-, aklıma düşene kadar.

Aslında renkler tam çıkmamış. Ne yeşil yukarıda gördüğünüz gibi bir yeşil ne de sarı . Dert değil, zaten biraz ilerledim. Biraz daha olsun sizlere gündüz gözüyle görüntüleyip göstereceğim. Baktım örüp örüp birleştir, programsız gidiyor, ben de exel tabloyu renklendirerek bir plan çıkarmaya çalıştım. Bilmem buraya aktarabilecek miyim? Eminim blogcuya yansıtabilmek için daha kolay yollar vardır. Teknik bilmek lazım işte.
|
|
| |
|
Tarih: , 11/10/2009 Kategori: kirkyama |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BEN BUNU HEP YAPIYORUM.
Plan program yapma becerisine sahip değilim. Bunu tam olarak anladım. Dünden beri burdalardan pantolon ve ceket modellerini inceliyorum ve bu akşam tutup bir bluz kesiyorum. Maymun iştahlı mıyım, şıpsevdi miyim, kararsız mıyım, hülyalı mıyım, dünyalı mıyım, neyim bilemedim . Kumaşını geçen sene kayınvalidem hediye etmişti. 2005 Kasım burdasından 109/B kalıplı bluzu dikmeye karar verdim. Bu güzel olursa, yaza kısa kollusunu (109/A) da dikeceğim. Şimdilik burda dergisinin internet adresinden size modelleri göstermeye çalışacağım, Sonra da eğer biterse kendi diktiğimi... Alttaki beyaz bluz 109/B benim dikeceğim, uzun kollusu. Aslında etek de fena değilmiş, hımmmm ...

Bu da 109/A (ben üzerine kolye takmam bakın baştan ifade edeyim de sonra sıkıntı olmasın )

Tabi ceket modelini de belirledim: burda 10/2002, model 115. Elinde dergisi olanlar bakabilirler ama, olmayanlar için fotoğraflayıp sonra göstereceğim. Şimdi oğlum uyuyor, yani teknik altyapım şu anlık yok . Burda arşivi 2004 yılından itibaren başlamış, oradan da gösteremiyorum. Bekleyin anacııımmmm!
|
Tarih: , 1/10/2009 Kategori: dikis |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KOKOŞ MUHALLEBİ
Hep biz mi süsleneceğiz? Muhallebi de pek ala süslenir. Süsü bozulacak diye üzülünür, pek de aldırış etmeden afiyetle yenir. Yedim. Pişman değilim. Bugün olsa yine yerim. Eylemlerim devam edecek.

Anneciğimin ellerine sağlık. Ramazan davetindeki muhallebisi tüm yemekleri gibi süperdi. Pişman değilim dedim ama tüm Ramazan yiyip içip yattık, kalktık bir daha yedik içtik yattık. Terazide fazla birşey fark etmedi ama bu göbek nerden çıktı bilmiyorum. Bugün kendime; ütüyle pantolonunun yan tarafında küçük bir parıltı oluşturduğum siyah takımımın yerine yenisini koymak için, işyerime yakın, çook uzun yıllar Afyon'da tek geçtiğimiz mağazaya gittim. (Adını verirsem reklam falan olur, rtük mtük var, hele mağazanın da benim reklamıma çok ihtiyacı var . )Hani bu siyah pantolon ceket takımlar her zaman can kurtaran simidi gibidir ya, elimin altında iyi cins kumaş ve iyi işçilikli bir takımım bulunsun istedim. Etiketler sıradan bir devlet memurunun maaşının yarısı veya biraz fazlası. Olsun gözüm dönmüş bir kere neyse parası bastırıp alacağım, kararlıyım. Ancaaakkk Allah sizi inandırsın, 46 beden bile denedim. Tamam üst bedende göğüsleri dolduramadım. Bel bol oldu. İyi de kardeşim ben bu omuzları nerelere sığdırayım? Pantolonun beli tak oturdu, göbek sardı, basen ne demeye salaş durdu? Canım sıkıldı. Hani aynaya bakınca da aslında fena değilim. Ama bu daracık kesimler ve ultra kısa ceketler bitsin lütfen. İnsan tenhada kendi başınayken aynada bile görmeye dayanamadığı defolarını, göbeğini gere gere niye başkalarına göstersin ki? Ve bu düttürü kıyafete niye kişi başına düşen gayri safi milli hasılayı sekteye uğratacak paralar ödesin ki? Valla kendimi bıraktım, kilolu hemcinslerime oturup acıyıverdim. Ben bile üstüme uygun bir şey bulamıyorken... Bu arada eve dönüş yolunda karşıdan havalı giyimli bir bayanın geldiğini fark ettim. Renkler, genel konsept harika. Ancak hem bluz kısa ve dar, hem de pantolon dapdar olunca, kızceğiz çubuk kraker ebatlarında olmasına rağmen abes duruyordu. Valla için için keyiflendim. Dilimde de bir reklam cıngılı yoluma devam ettim: "Kötüyüm ben kötüyüüm, kötüyüm, kötüyüüümmmm". El netice: Gittim ben bayanlar, siz hoşça kaldınız. Bir süre stoktakilerden yayın yaparım belki, Burdaları indirdim bile, kendi başımın çaresine bakacağım galiba her zamanki gibi... Belki de bir alışveriş turuna daha çıkarım. Bilmiyorum. Aslında rejime mi başlasam ne? Kafamı karıştırdılar, reset atmam lazım. Nereye saklamıştım şu çikolataları acaba? |
Tarih: , 29/9/2009 Kategori: yemek |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BONCUK İŞİ
Gülten'in boncuk işlerine devam. Sanırım bu örtü için ilk boncuk işim demişti. İlki bu, diğerlerini siz düşünün. Ellerine sağlık arkadaşım. İyi günlerde kullanırsın dilerim. 
Annesi becerikli olunca, kızı da becerikli oluyor. Bakınız: Seda cimcime. Tatilde kendisine ne güzel takılar yapmış. Hem eğlenmiş, hem el becerisiyle kendisini süslemeyi şimdiden öğrenmiş. Artık okul zamanı. Derslerinde de takılarında olduğun kadar başarılı olmanı diliyorum tatlı kız
 |
Tarih: , 28/9/2009 Kategori: nakis |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
GÜLTEN'DEN HERKESE SELAM VAR
Bayramı atlattık, günlere devam. İlk günümüzün ev sahibi sevgili Gültenciğimdi. Bizi güler yüzü, süper neşesi, harika ikramlarıyla ağırladı. Sizlere selam gönderdi. Ayrıca son zamanlarda yaptığı el işi çalışmaları sandığa, sepete, dolaba, çekmeceye kaldırmamış, bana fotoğraflattı. Sizlere de göstereceğim elbette. Hatta Gülten o kadar verici bir insan ki, acaba bir de Gülten kategorisi mi açsam diye düşünüyorum. Ellerine sağlık diyorum arkadaşım. Allah gülen yüzünü soldurmasın. Sıkıntılar paspasa silinsin, bir kova suyla aksın gitsin dilerim. Bizlere güzellikler kalsın değil mi cancağızım . Önce ikramları bir görün:

Şimdi de işlerden birini göstereyim. Boncuk işi. Nefis bir örtü:

Bu arada örtümüz biraz büyükçe olduğu için, sehpada görüntüleyemedik. Masada da görüntüleyemedik, salon kalabalıktı. Biz de oturma odasında yere serdik. Annelerimiz görmesin diye de dua ettik. Eğer, internete giren kızlar, yeğenler haber vermezlerse, bu sır annelerimiz hariç tüm net alemi tarafından biliniyor olacak |
Tarih: , 26/9/2009 Kategori: nakis |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BİLEKLİK
Bilekliklerden birini, yazmanın desenlerini uygun renkte boncuklarla işleyerek süslemiştim. Bu ilk yaptığım. Elimde yarımlar da var. Bakalım ne zaman biter. Bu arada beyaz hırkamı akşam bitirdim. Ayrıca bir kırmızı bluz diktim. Yakında burada...
 |
Tarih: , 24/9/2009 Kategori: takilarim |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|