16/5/2008 · Kategori: seyahat

           OKS'ye az kaldı. Hummalı bir şekilde çalışmaya çalışıyoruz. Dün kendimize ödül vermek ve babamıza sürpriz yapmak için, pasta aldık ve onun ilçedeki işyerine gittik. Dönüşte de, her açısından ayrı bir manzara görünen Köroğlu Beli civarında fotoğraflar çektik. Güneye bu mevsimde inenler,  Ankara - Afyonkarahisar arasında, Bayat'ı geçtikten sonra, Afyonkarahisar'a 40-45 km kala bulunan Köroğlu Beli mevkiini ve buraların enfes manzaralarını bilirler. Hava kapalı olduğu için, renkler tam istediğim gibi görünmüyor ama, her yer eşimin de söylediği gibi yeşil halı kaplı gibiydi. Yeşilin her tonu, toprağın her rengi, havanın en temizi, sizi büyük bir evsahipliğiyle karşılıyor. Yürüyüş yolu da yapılmış Cumhuriyet Tesisleri yakınında. Ayrıca kiraya verilmiş, küçük bir işletme de yakında kendin pişir-kendin ye tarzında küçücük bir yol üstü piknik alanı açacakmış. Her yaz açılır zaten. Bu sene ya biz erkenciyiz, ya da onlar geç kalmış. Kuzu pirzolaları harikadır, bir saatinizi mutlaka ayırın derim. Gün batımı da çok güzeldir buraların. Aklınızda bulunsun yolunuz buralara düşerse, durun bi, etrafınıza bakının, bi nefes alın...

SP_A0583 SP_A0584 SP_A0583 SP_A0585 SP_A0586 SP_A0587 SP_A0588 SP_A0589 SP_A0590

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

11/5/2008 · Kategori: hayattan

  

         Tüm annelerin ve anne adaylarının anneler günü kutlu olsun. Allah hepimizin evladına mutlu güzel günler nasip etsin.

         Anneler günü, hep annesi olmayan çocukları ve çocuğu olmayan anneleri düşündürür bana. Acaba bu kadar şaşaalı kutlanmalı mı yoksa herkes kendi kutlamasını kendi kendine mi yapmalı diye düşünürüm. Öyle ya, kimsesiz çocuklar için Mayıs ayının ikinci pazarının üçüncü pazarından bir farkı olabilir mi, acılarının depreştirilmesinden öte? Tvlerde, gazetelerde, dergilerde, evlere kadar biz istemesek de apartmanın kapısının altından atılan reklam broşürlerinde, haftalar boyu yapılan yayınlarla, bu çocukların incitildiğini görmüyor muyuz? Ya da neden göremiyoruz? Veya bile bile mi yapıyoruz bunu? Kapitalin gücü adına!!!

         Anne olmak doğum yapmak demek değildir. Herhangi bir tıbbi sıkıntı yoksa, son derece sıradan bir olaydır.  Mesela şarkıcı olmak, atom mühendisi olmak, hatta kaportacı olmak bile daha fazla bir uğraş gerektirir hayatta ve bir o kadar da ender bulunan şeylerdir. Söyler misiniz kaçınızın ailkesinde hadi daha ileri gideyim mahallesinde, hatta şehrinde matematik profösörü var? Sayılı deği mi? Peki daha fazla olması muhtemel şu insanlardan etrafınızda kaç tane var: ressam, coğrafya öğretmeni veya son ütücü? Ama etrafınızda kaç tane anne var desem, sayısız. Yani anne olmak o kadar sıradan birşey. Rahat da geçse, sorunlu da olsa, normal doğum da olsa, sezeryan da olsa topu topu 9 ay 10 gülük bir süreç sonunda tıbbi bir problemi olmayan her kadın doğurabiliyor. Ama anne olabiliyor mu, asıl mesele bu.

          Anne olmak gönül işidir, sevgi işidir, kendinden önce birini düşünmek ve kendinden fazla sevmektir. Tek taraflı ödünler vermektir ve bunan hiç şikayet etmemektir. Ben bunu yapmam dediğin şeyleri tek tek yaparken minicik bir bireyin seni nasıl olup da değiştirebildiğine hem şaşırmak hem de bundan keyif almaktır. Karşılıksız, katıksız, sonsuz, mantıksız sevmektir. Aşktır. Mümkün olsa hayatını vermektir, mümkün olsa tecrübelerinin tamamını vermektir ki yanlış yapmasın. Gece ateşi düşene kadar başını beklemek, sabah iyileştiğini görsen de çaktırmadan elini ha bire alnında dolaştırmaktır.  Anne olmak sorumluluktur. Bu yüzden, kendi çocuğu olmamış ama bir çocuğu evlat edinmiş, topluma kazandırmış  bir kadının anneliği, kendi doğurduğu çocuğu cami avlusuna bırakan bir kadının anneliğinden kat be kat üstündür.

         Bebek doğduğu an başlayan ve bitmek bilmeyen karşılıklı bir eğitim serüvenidir. Siz çocuğunuzu eğitmeye çalışırken, o da sizi, gelişiminizi devam ettirmeniz için ha bire zorlar. Ve iki taraf da bu eğitimi farkında olmadan otomatik olarak yapar.

         Bazan oğlum küçükken gece eziyetlerine katlanamayacak dereceye geldiğimde düşünürdüm: Acaba canım kadar sevdiğim eşim bana bu eziyetlerin dörtte birini falan yapsa çeker miydim diye. Değil ki başka insanların nazını, kaprisini, eziyetini çekeceğim.

         Anne olmadan annelerimizi anlamamız da mümkün olmuyormuş hakikaten.  Ben küçükken annemin "aman yavrum, dikkatli ol" diye başlayan cümleleri beni sıkardı. Şimdi ben oğlumu aynı cümlelerle sıktığımı fark ediyorum.

          Yazım uzun oldu. Umarım sıkmamışımdır. Sözlerimi tüm annelerin bu mutlu gününü kutlayarak bitiriyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

4/5/2008 · Kategori: takilarim

         Bilekliğimin boncuklarını fizik tedavi uzmanı bir arkadaşım vermişti. Bildiğim kadarıyla elişi falan yapmıyordu ama nereden bulduysa koca bir torba boncukla çıktı geldi birgün. "Sen bunları değerlendirirsin" dedi. Ben de ufak tefek takılar yaptım, biryerlerde kullandım, yaptıklarımı birilerine hediye ettim. Sonunda hala daha bitmedi:)) Bir de bileklik yaptım. Tekniğin adını bilmiyorum. Sadece yeni birşeyler öğrenmek için yapmıştım, güya kullanabileceğim renkte inciler veya kristaller alarak kendime şık bir bileklik yapacaktım ama her zamanki gibi bir başka bahara kaldı. İğneyle yapılıyor. Takıya ucundan kenarından bulaşmış arkadaşlar için çocuk oyuncağı. Renkler pek cazip değil ama, dedim ya, evdekilerle yaptım, bu kadar uydu. Bu arada Nurdancığım yeni görev yerinde mutluluklar diliyorum.

SP_A0526 SP_A0525

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

2/5/2008 · Kategori: igne oyasi

          Tepsi örtümü sevgili kayınvalidem yaptı. Çok ince bir işçilikle iğneoyası yapıyor(du). Gözleri izin verse, kim bilir daha neler yapacak. Ancak insanın yaşıyla, gözlerinin performansı ne yazık ki ters orantılı olarak ilerliyor.

           Babaannemiz çok eziyetli günler geçirmiş, çalışkan bir hanımmış. İkisi ikiz olmak üzere dört çocuk büyütmüş. Ama hiç şikayet etmez. Hayata, tüm zorluklarına rağmen hep gülen bir yüzle bakmayı bilebilmiş. Herkes tarafından sevilir, iyi niyetlidir. Hiç kayınvalide gibi davranmaz gelinlerine. Tüm kayınvalidelerin örnek alması gereken bir insan olunca, biz de kendisini çok seviyoruz. Anneciğimiz, babaannemiz; sen sağlıklı ve iyi yaşa diliyoruz...

SP_A0523 SP_A0524

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

1/5/2008 · Kategori: hayattan

     Bluzlarım hiç de eski değillerdi. Ama tüm bayanların anlayabileceği o sıkıntıyı ben de yaşadım ve tam ön ortalarında birer kuş gözü delik oluştu. Ne yapayım onca para verdiğim bluzlarımı atayım mı? Hemen pullar ve boncuklar imdadıma yetişti. Hem kıyafetin havası da değişti. Herkese tavsiye ederim.

SP_A0520 SP_A0521 SP_A0522

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

30/4/2008 · Kategori: takilarim

            Bu kolye ve küpe takımını satın almıştım. İşyerine getirdiler, bir ev hanımı yapıyormuş. Kadının üretkenliğini takdir duygularıyla, destek olmak için almış, yaptığı işin ne kadar zevkli olabileceğini düşünerek de için için takıya merak sarmıştım. Kolay ama güzel bir model.

SP_A0530

                Bu yüzüğü kolyeyi aldığımdan birkaç sene sonra yaptım. Elek üzerine boncuklar takarak misina ile çalıştım. Baktım renkleri birbirine uyuyor, birlikte kullanmaya karar verdim: 

SP_A0528

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

28/4/2008 · Kategori: takilarim

Tak Takıştır Nisan 2008 Etkinliği www.esocan99.blogcu.com arkadaşın evsahipliğinde yapılıyormuş. Ben yeni farkettim. Son katılım tarihi 09/05/2008.  Etkinliğin renkleri turkuaz, siyah ve gümüş. Katılır mıyım, yeni birşeyler üretebilir miyim, yetişebilir miyim bilmiyorum. Ama katılımcıların eserlerini dört gözle bekliyorum. 

 Tak Takistir Nisan 2008 Etkinligi

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

27/4/2008 · Kategori: yemek

          İşler yoğunsa, bahar çarpmışsa, evde camlar, çerçeveler, duvarlar, perdeler, koltuklar, halılar "TEMİZLE BENİİİ !!!" diye alacakaranlık kuşağı tadında çığlıklar atıyorsa, aksi gibi sizin bunlara kulak verecek enerjiniz yoksa, tüm bunlara rağmen kocanızın kalbine giden yol (tarih boyu tüm hemcinslerimizin başına geldiği gibi) mide civarında hemzeminden geçiyorsa, kolay ama lezzetli yemeklere yönelmekte sayısız faideler görüyorum. Bu haftasonu ben de kolay şeyler yaptım. Hem oğlum hem de eşim beğenerek yediler. Onlar beğendikleri zaman kendimi takdirname almış öğrenci gibi hissediyorum. Başarılı lezzetleri de sizlerle paylaşıyorum.

            Çok büyük devlet erkanı öyle söylemiş, bir müddet pirinç yemeyiverecekmişiz. Hem bu konsepte de uygun diye kabaklı bulgur pilavı pişirdim. Sebzeli bulgur pilavını herkes yapar zaten. Zor bir tarafı yok. Benim yaptığım sebzelerden sadece kabak kullanmak oldu. Rendelenmiş bir kabağı ince kıyılmış 2-4 taze soğan ve 2 diş sarımsakla kavurdum. Hiçbir masraftan kaçmadım, kavurmak için tereyağı kullandım.  Biraz da bulgurları kavurup 2 domates rendesiyle şöyle bir çevirdim. Sıcak suyunu koydum pişince demlenme aşamasında ince kıyılmış dereotu katıp karıştırdım. Ağızlara layık oldu ayıptır söylemesi.

              Sebze soteye gelince: Manavda taze ne bulmuşsam almıştım eve gelirken. "Fazladan bir kap yemek daha yapayım ki, hiç değilse pazar günü yemekle meşgul olmayayım" diye düşünmüştüm. Biber dolmasından artan kallavi 4 biberi dolapta çürümeye bırakmayayım diye hemencecik bir yemek uydurmam gerekiyordu. Bunları irice doğradım. Kırmızı biberleri de aynı boyda doğradım. Mantarlarımı iri iri kıydım. Üçünü kızgın az sıvı yağa atıp kapak kapatarak kısık ateşte kavururken yeşil soğanları ince doğradım, 2-3 diş incecik kıyılmış sarımsakla beraber hepsini soteledim. Suyunu çekinde 3 domatesi rendeledim. Tuzotla tuzunu ayarladım. Ocaktan alırken de kekikle tatlandırdım. Hepsi bu. Yıkayıp doğraması pişirmesinden uzun süren bir yemek oldu. Tadı da tescilli. Yeni evliler, yemek yapmayı yeni öğrenen hatta sevmeyenler, zaman problemi yaşayanlar, öğrenciler... fazla vakit çalmayan uyduruk tarifim için haydi mutfağa..

 

SP_A0517SP_A0516

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

21/4/2008 · Kategori: dikis

           Pazar pazar oturdum gömlek diktim kendime. Özellikle mevsim başlarında, kumaşçıların yeni mallar getirmesiyle beraber, benim de dikiş aşkım depreşiyor. Dayanamıyorum evi kumaşla dolduruyorum. Aslında değil dikiş dikmek, kumaş almak, çarşıya bile gitmeye niyetim yokken, teyzemin telefonuyla kumaşçıda buldum kendimi. Onun kızı için birşeyler alacakken, ben 4 gömleklik, 2 de takımlık kumaş aldım çıktım. Ne yapayım bu da benim hassas noktam, zayıf tarafım:) Bir de zamanında dikebilsem bari...

           Önce yeni bluzumu göstereyim size. Sonra da arzu edenler, dikişe yeni başlayanlar kalıpla nasıl çalışıldığını anlattım, devamına baksınlar; bilenleri sıkmayalım değil mi? Yine de anlamayan olabilir, çünkü ben de bu şekilde okuya uygulaya öğrendim dikmeyi, tekrar anlatır, yardımcı olmaya çalışırım.

 

 

SP_A0496 SP_A0497

CEPLER NASIL DÜZGÜN DİKİLİR

 

                En iyisi işinden kaçmayıp ceplere kalıp etrafından bol teğel almalı. Unutmayın en göze çarpan yerlerdendir cepler. Azıcık sıkıntıya katlanıvereceğiz artık:))

 

  SP_A0478 

              Ceplerin alt uçları yuvarlatılmışsa, bol teğelle dikiş payı arasından, köşelerde daha sık olmak üzere cebin yan alt kısmına, altına ve devamında diğer yan alt kısmına teğel alın. Bu arada biraz sertçe bir kartondan cebin kalıbını tekrar kesin. (Ben elimin altında komşu kızının nikah davetiyesi duruyordu, onun zarfını kullandım, genç çifte buradan mutluluklar diliyorum). Sert kalıbı cebin iç kısmına oturtun, Bir ucu düğümlü teğel ipini diğer ucundan çekiştirerek cebi kalıba oturtun.

SP_A0477 SP_A0479 SP_A0480

             Önce kalıpta, ardından da kalıbı çekerek tersinden ütüleyin ki, iz oluşsun.

             Eğer siz de benim gibi, cep etrafına su taşı vb. süsleme geçirecekseniz, süslemenin yönününe dikkat ederek cebin ön yüzünden ne kadar görünmesini istiyorsanız ayarlayın ve köşe dönüşlerinde biraz bolluk bırakarak teyelleyin. Ütülerseniz kaybınız değil kazancınız olacaktır. Şimdi cep yerine takılmaya hazır.

SP_A0482

 

AYAKLI YAKA - BEBE YAKA NASIL DİKİLİR?

 

                Ben burda kalıplarıyla çalışıyorum. Bu kalıpları işaretlere göre doğru çıkarmışsanız, yanlış yapmanız için bir sebebiniz olmalı:) Yani çok milimetrik olarak neresi neresiyle birleşecek kesin olarak biliyorsunuz. Alt yakaya ve alt yaka ayağına tela yapıştırılmalı. Tabi bol teğel mutlaka almalı. Ben alt yakaların bol teğelini telayı yapıştırdıktan sonra yapıyorum. Telanın da bir iplikyolu olduğunu ve kumaşla telanın iplik yollarının aynı yöne bakması gerektiğini de dip not olarak vereyim. Bunu hiçbiryerde okumadım, kendi deneyimlerim sonunda edindiğim bir bilgi, terzi dostlar da bu görüşe katılırlar mı bilmem?

             Dikişe yeni başlayanlar için, ayaklı yaka sıkıntı olabilir. Kalıpta da belirtildiği gibi, yakanın ve ayağın konkav yani çukur yüzleri birbirine dikilir. Tabiki telalılar telalılarla, telasızlar telasızlarla dikilecek.

 

SP_A0483 SP_A0484 SP_A0486 SP_A0485

                   Kasan yerler dikişe kadar makasla çıtlatılır, bolluk olşturan kısımlar pot durmaması için minik üçgenler halinde kesilir.

                   Telalı ve telasız yakalar dış kenarlarından orta noktalarından başlamak üzere, bolteğellere sağdık kalınarak dikilir.                    

SP_A0487

YAKA ETRAFINA SUTAŞI NASIL GEÇİRİLİR?

                     Telalı ve telasız yaka parçaları birbirine dikilmeden önce, sutaşının veya süslemenin ne kadarını bitmiş yakanın dışında görmek isteniyorsa ayarlanır, dikiş payları bir kere daha eşit uzunlukta mı kontrol edilir, bolteğelin yakınına tutturulur. Bebe yaka yuvarlak bir kesimde olduğu için, yuvarlak kısımlarına biraz bolluk verilir. Bu bolluk öyle ayarlanır ki, fazlasının pot duracağı bilinmelidir.

SP_A0488 SP_A0489

                 Telalı ve telasız parçalar üst üste konur, bolteğellere göre dış kenarlarından dikilir. Bebe yakanın yuvarlak kısımları içerde kabarık ve çirkin, kat kat durmasın diye minik üçgenler kalinde kesilir. Yaka çevrilir, kesici olmayan sivri bir alet yardımıyla köşeleri düzeltilerek güzelce ütülenir.

SP_A0490 SP_A0491

               Artık yaka boyun oyuğuna dikilmeye hazırdır.

 

BÜZGÜLÜ KOL DİKİŞİ

                Kollara bol teğel alıyorum dersem yalan olur. Hele büzgülü kola. Çünkü zaten büzgüleri var, ufak tefek hataları kaldırıyor. Bir de dikiş paylarını 1 makina ayağı gibi eşit ve ince kesiyorum.               

            Makinanın en gevşek dikiş ayarında, kumaşla kontras renkler kullanarak dikiş çekilecek yerin 1mm içinden ve 1mm dışından iki dikiş geçilir. Alt ipliği çekilerek bir büzgü oluşması sağlanır. Kolun orta noktası  omuz dikişine, ön bedendeki kol işareti, koldaki ön beden işaretine denk getirilerek büzgüler omuzlara doğru daha fazla olacak şekilde dağıtılır, kolla beden  birbirine dikilir.

            Ben dikiş paylarına bir arada sürfile yapıyorum makinamda ve dikiş payını kola doğru ütülüyorum. Düzgün duruyor, tavsiye ederim.

SP_A0492 SP_A0493

Kalıcı Bağlantı Yorum (24) Yorum yaz!

16/4/2008 · Kategori: dikis

Geçen sene diktiğim ceket. Kalıplar burdadan elbette.

SP_A0471 SP_A0472

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »